
Yeme Bozuklukları
Yemek hayatta kalma fonksiyonuna bağlı olarak doğal bir ödül ve haz kaynağı olmasından öte sosyalleşmenin de önemli bir parçası olarak karşımıza çıkar. Buna bağlı olarak, yemek yeme süreçleri, seçimleri ve yüklenen anlamlar yaşamsal bir yakıt olmaktan ziyade çok katmanlı bir yapı oluşturur. Yeme ve beden algısını çevreleyen zihinsel, duygusal ve davranışsal örüntüler psikoloji literatüründe uzun süredir çalışılmaktadır.
Yeme Bozuklukları bilişsel, bedensel, duygusal ve sosyal yaşamda zorluklara yol açabilen psikolojik bozukluklardır. Kişilerin beden, kilo ve yemek konularında aşırı uğraşı olmasıyla ayrıştırılabilir. Bu tanılar işlevselliğe ve genel psikolojik iyilik haline zarar verdiği gibi fiziksel sonuçları da oldukça zorlayıcıdır.

Uluslararası tanı kriterlerine göre üç ana kategori olarak Anoreksiya Nervoza, Bulimiya Nervoza ve Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu sayılabilir. Daha az bilinen Pika, Geri Çıkarma Bozukluğu, Kaçıngan/Kısıtlı Yemek Alım Bozukluğu da bu alandaki bozukluklardır. Her tanı kendine özgü semptomları ve dinamikleri beraberinde getirir. Henüz Resmi bir tanı haline gelmese de sağlıklı yeme ve beden ile aşırı uğraş ile karakterize Ortoreksiya Nervoza da bu bozuklukların arasında sayılabilir. Dolayısıyla özelleşmiş araştırmalar, tedaviler ve yaklaşımlar önemlidir.
Yeme davranışındaki bozulma başka zorlukların bir belirtisi ya da onları çözmek için ortaya çıkan bir yol olarak da görülebilir. Bu nedenle kişinin hayatına yavaşça sızan zorluklara semptomlar bütünü olarak yorumlamanın yanı sıra tanı etiketlerinin dışında bütüncül bir bakış fayda sağlayabilir. Bu bağlamda duygusal yeme, kısıtlayıcı yeme ve dışsal yeme gibi yeme davranışları ve bunların özellikleri de kişinin zorlukları açısından anlamlı olabilir.

Yeme bozuklukları veya zarar verici yeme davranışlarının ne kadar süre kişiyle beraber olacağını bilmenin bir yolu yoktur. Çoğunlukla ergenlikte ortaya çıkar ve fark edilmesi zaman alabilir. Kilodaki değişiklikler, sosyal geri çekilme ve ruh halindeki ani dalgalanmalar aile/çevre tarafından ilk bakışta yeme bozukluğu olarak yorumlanmayabilir. Çoğu zaman tedavi başvurusu bozukluğun başlangıcından birkaç sene sonra gerçekleşir. Bu nedenle zamanla bireyin baş etme mekanizmalarının merkezi hatta kimliğinin bir parçası haline gelebilirler. Kapsamlı bir değerlendirme, tıbbi ve psikolojik tedavi sürecinin önemi ve faydası yadsınamaz.
Tedavide etkin olduğu bilimsel çalışmalarla en çok desteklenen terapi yaklaşımları Bilişsel Davranışçı Terapi, Aile Terapisi ve Şema Terapi olarak sıralanabilir.

Referanslar
American Psychiatric Association, D. S. M. T. F., & American Psychiatric Association.
(2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders: DSM-5 (Vol. 5, No. 5). Washington, DC: American psychiatric association.
Brytek-Matera, A. (2012). Orthorexia nervosa–an eating disorder, obsessive-compulsive
disorder or disturbed eating habit. Archives of Psychiatry and psychotherapy, 1(1), 55-60.
Cooper, S., & Norton, P. (2008). Conquering Eating Disorders: How Family Communication
Heals. Seal Press
Fairburn, C. G. (2008). Cognitive behavior therapy and eating disorders. Guilford Press.
Smith, E., & Simpson, S. (2019). Schema therapy for eating disorders: Future directions.
In Schema Therapy for Eating Disorders (pp. 277-280). Routledge
Tixier, G. & Tourte, C. (2018). Anoreksiya ve Bulimiya: Çocuğunuzu Nasıl Anlar ve Ona
Nasıl Yardımcı Olursunuz?. İletişim Yayınları.